myspace layout

myspace layout


Get a scroller sign at http://www.dressupmyspace.com! Kübranın Sevdikleri - Blogcu



Kübranın Sevdikleri

Tanım

Tüm KIZLARIN aradıgı herşey burada !!!!


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

layout for myspace

layout for myspace

layout for myspace

layout for myspace

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

Myspace layouts

Myspace layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts

MySpace Layouts


Loading game now.Please wait...

AmpGames.com

☺☺ Winx Club ☺☺








Tarih: 19:23, 19/3/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

♪♥☻☺ Grup Hepsi ☺☻♥

 ♪♥☻☺ Grup Hepsi ☺☻♥♪











Tarih: 19:17, 19/3/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

HAKKIMDA

       Merhaba Benim adım kübra.10 yaşında tatlı bir kızım.Ben okumayı ve oyun oynamayı çok severim.

3.sınıfımı bitirip 4.sınıf ögrencisi oldum cok mutluyum.

Arkadaş edinmekten cok hoslanıyorum.Sizlerle tanışmak istiyorum.Sizlerin yaptıgı o gusel sayfalarıı okudum ve cok begendım ve bende yapmaya karar verdım

 


Tarih: 10:00, 17/3/2009
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Fıkralar

KARŞI TARAF

Temel kaldırımda
adamın birine sormuş: "Kardeş karşı kaldırım neresi?" diye. Adam şaşırmış ama eliyle de karşı kaldırımı gösterek "orası" demiş. Temel kızmış adama: "Nasıl oluyor yaw orada da soruyorum bu tarafı gösteriyorlar!!

ECZANE

Temel Bir Eczane Açmış İlk Müşterisi Gelmiş 
Demiş ki;Sinek İlacı Alacağım Demiş Ve Temel Şöyle Cevap Vermiş 
Sineğinuzun Nesu Var...??

 


Tarih: 09:06, 17/3/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Karabaş

KARABAŞ

Bir varmış, bir yokmuş. Kocaman bir dağın eteğinde kurulmuş küçücük bir köy varmış. Bu köyde iki kardeş yaşarmış: İbiş ile Memiş. Bunların hımbıl mı hımbıl bir köpekleri varmış. Kafası kapkara olduğu için ona "Karabaş" derlermiş. İki kardeş köpekleriyle gül gibi geçinip giderlermiş. Karabaş, onları hiç yalnız bırakmazmış. Birgün kahvenin önünden geçerken adamın biri bağırmış.
- Hey, İbiş, Memiş! Ne taşıyorsunuz o iti yanınızda, demiş. Memiş ileri atılmış: "O bizim dostumuz,” demiş. Adam alay edercesine:
- Karnınızı zor doyuruyorsunuz, bırakın gitsin, demiş. İki kardeş yol boyunca hep düşünmüşler. İbiş: "Adam da haklı,"diye aklından geçirmış. Gerçekten karınlarını zor doyuruyorlarmış. Ama Karabaşa bakmak hiç de zor değilmiş. Günler günleri, haftalar haftaları kovalamış. Sıcak bir yaz gününde Memiş, köyün altında uzanan masmavi gölde yüzmek istemiş. Memiş yalnız başına Karabaşı da yanına alarak gölün yolunu tutmuş. Gölün kopkoyu mavi suları güneşin canlıları kavuran sıcaklığı ile birleşince Memiş'’n içini bir heyecan kaplamış, olanca hızıyla koşarak serin sulara kendini bırakıvermiş. Yüzmüş.... yüzmüş.... Sessizliğin içinde bir ses bütün böceklerin sesini bastırmış:
- İmdaaaat! Kurtarın Beni!


Sesi kocaman dağda yankı yaparak dalga dalga yayılıyormuş. Sesisini kurtlar kuşlar duymuş. Memiş suyun içine bir girip bir çıkıyormuş. Karabaş havlayarak sağa sola koşturuyormuş. Bir ara Karabaşın sesi duyulmaz olmuş. Memiş’in çığlıkları durmak bilmiyormuş. Çamura saplanan ayağını kurtaramıyormuş. Önde Karabaş, arkada İbiş koşmaktan nefes nefese kalmış. İbiş bulduğu bir dal parçasıyla çamura saplanan Memiş’i oracıktan çıkarmış. O işe yaramaz denilen Karabaş’ın namı komşu köylere bile yayılmış. O günden sonra köylülerin en büyük hayali Karabaş gibi bir köpeğe sahip olmakmış. Uzun yıllar geçmiş, Karabaş gibi sadık ve akıllı bir köpek gelmemiş. Karabaş bir efsane olmuş, Yolağzı Yaylası’nda ağızdan ağıza söylenip durmuş.

<****** language=JavaScript>     


Tarih: 11:36, 21/9/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Kralın parmağı

                  .: Kralın Parmağı :.

Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.

Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

"Bunda da bir hayır var!"

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:

"Bunda da bir hayır var!"

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:

"Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"

Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

"Haklıymışsın!" dedi.

"Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi."

"Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.

"Bunda da bir hayır var."

"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.

"Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir."

"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!..." 


Tarih: 11:40, 15/9/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gecenin Hüznü

                        .: GECENİN HÜZNÜ :.
 
Gene gece oldu.zifiri karanlık odamın duvarınada yankılandı penceremdeki perdeden sızan ay ışıgı sokak lambasından aldıgı destekle odama sızıyor duvarda inceden bi ışık yansıması ve ürkütücü sessizlik.artık korkuyorum.çünkü senin sesin yok kulaklarımda.önceden geceyi iple çeker saat 12yi vurdugunda ferklı bi heycan hissederdim.gene telefonum çalacak ve gene sen gelecektin bu karanluk gecelerime.
evet'benim bi sevgilim vardı bir defa bile dokunamadıgım.
evet'benim bir sevgilim vardı hiç varlıgını hissetmedigim.
evet'benim bi sevgilim vardı beni seviyor dedigim.
evet evet'benim bi sevgilim vardı sesiyle huzur buldugum.ansızın giriverdi, hayatıma ve gididişininde bi farkı yoktu gelişi gibi aniden yok oldu.hep bi rüya sandım onu dokununca büyüsü bozulacaktı sanki hep korktum uyanmaktan hiç istemedim gözlerim açılsın.galiba uyanıyorum ve rüya bitiyor herşey aylar öncesi gibi oluyor.artık telefonum çalmıor'kulaklarımda saatlerce onun sesi yok'yalnızın gene.gece kanlıkla baş başa...
ne olur sanki bi nucize olsa ve ben tekrar aynı rüyayı görsem.yada hiç uyanmamış olsam.gene özledigimde telefonum çalsa'gene yüregim kıpır kıpır etse'kalbim sanki yerinden fırlayacak gibi çarpsa.özlüyorum işte gün ışıgında koca şehrin kalabalıgında farklı bir his insanların benimle konuşmak istemeleri ve benim suskunlugum artık istemiyorum gece olmasını hiç istemiyorum apansız karanlıgı.herkesin yüzünde sinsi bir gülümseme sanki iyi oldu dercesine herkes aynı şeyi söylüyor gelmiycek...
sen hep derdin ya onlar haksız çıkacak söylediklerine yüzleri kızaracak galiba kahkahayla gülecekler gene.bi gece karanlıgı şimdi (saat04:52)ve ben seni düşünerek bu satırları karalıyorumsenin unrunda olmasada.sen benim için HAYATTIN BİTANESİ...
hep öyle kal rüya bitti senin istedigin gibi mutlu sonla degil benim korktugum başıma geldi.
ve gene bi gece karanlıgı ben seni düşünüyorum...
bi defasında tartışma sebebimizi hatırlıyormusun ben seni daha çok seviyorum dedigimde sen hayır diye bana ben seni daha çok seviyorum demiştin içimdeki kaybetme korkusunu yenememiştim.hini beni bırakman için dünyanın ters dönmesi gerekti şimdi dünya tersmi dönüyor vay be benim hayatım hiç bişey söylemeden gidiyor sana ne yaparsan yap kötü bişey söylemedim gidişine ragmen gene söylemiyorum.hayat senenle olsun güzel gözlerin hep gülsünben gecenin bendeki hüznüyle baş başa kalırım galiba uyandım ve mutlu rüya bitti...

BİZ KAVUŞAMADIK BU ŞİİRİ OKUYAN KİŞİLER İNŞALLAH KAVUŞUR BİZİM ŞEHİRLERİMİZDE AYRIYDI O UŞAK TA BEN İSTANBULDA ONU HALA SEVİYORUM... 


Tarih: 11:38, 15/9/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Evrenin yaratılışı

MUCİZELERLE DOLU KURAN

Peygamberimize verilen en büyük mucizenin Kuran olduğunu daha önce belirtmiştik. Kuran, insanlara günümüzden 1400 yıl önce gönderilmiştir. Fakat içinde anlatılan öyle gerçekler vardır ki, onların günümüzdeki bilimsel buluşlara uygun olduğu daha yeni anlaşılabilmiştir.

Kainattaki herşeyi, gezegenleri, yıldızları, insanları, hayvanları, doğa kanunlarını Allah yaratmıştır. Rabbimiz olan Allah, bizim daha keşfetmediğimiz herşeyi zaten bilmektedir. Dilediklerini Kuran'da bize bildirmiştir. Biz sadece zamanı gelince bu bilgileri öğrenmekte ve bunların    Allah'ın birer mucizesi olduğunu anlamaktayız. 

Kuran'ın pek çok bilimsel mucizesi vardır. Burada Kuran'ın bilimsel mucizelerinin hepsini değil, sadece birkaç tanesini örnek olması için anlatacağız. (Kuran'ın daha pek çok mucizesini öğrenmek istiyorsanızKuran Mucizeleri isimli kitabımızı okuyabilirsiniz.)


Evrenin yaratılışı

Kuran'da evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:

BİZ GÖĞÜ 'BÜYÜK BİR KUDRETLE' BİNA ETTİK VE ŞÜPHESİZ BİZ, (ONU) GEİŞLETİCİYİZ.
(ZARİYAT SURESİ, 47)

O gökleri ve yeri yoktan var edendir... (Enam Suresi, 101)

Kitabın ilk bölümünde hatırlarsanız evrenin hiçbir şey yokken bundan yaklaşık olarak 15 milyar yıl önce bir patlamayla ortaya çıktığını detaylı olarak anlatmıştık. Yani evren hiçbir şey yokken birdenbire var olmuştur.

Bu büyük buluşun delilleri ise, ancak geçtiğimiz yüzyılda çok modern teknolojik aletlerle elde edildi. Dolayısıyla bunun 1400 yıl önce bilinmesi mümkün değildi. Ama yukarıdaki ayette de gördüğünüz gibi, Allah bu gerçeği bize hiçbir insanın bundan haberdar olmadığı, Kuran ilk indirildiği dönemde bildirmiştir. Bu anlatım Kuran'ın bir mucizesidir ve onun Allah'ın sözü olduğunun delillerinden biridir.


Evrenin genişlemesi

Evrenin patlamayla ortaya çıkışı ve hala genişlemekte olduğu günümüzde ispatlanmıştır. Bunu da size baştaki bölümlerde şişirilen bir balon örneği vererek anlatmıştık. 15 milyar yıl önce yaratılan maddeler bu patlamanın etkisiyle hala birbirlerinden uzaklaşmaya devam etmektedirler. Yani tüm evren büyük bir patlamanın ardından genişlemeye devam etmiştir ve hala da genişlemektedir. Modern astronomi araçları ile yapılan araştırmalar sonucu bu, çok açık olarak gözlemlenmiştir. Bu gerçek de 1400 yıl önce, tek bir insanın dahi bundan haberdar olmadığı bir zamanda, Kuran'da bir mucize olarak bildirilmiştir. Bu konuyla ilgili ayet şöyledir:

Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.

 

İŞTE BU, SİZİN RABBİNİZ ALLAH'TIR; HERŞEYİN YARATICISIDIR; O'NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. ÖYLEYSE NASIL OLUR DA ÇEVRİLİYORSUNUZ?
(MÜMİN SURESİ, 62)

Pek çoğunuz Dünyamızın ve diğer gezegenlerin bir yörüngesi olduğunu biliyor olabilirsiniz. Aslında sadece Güneş Sistemimizdekilerin değil, evrendeki bütün gök cisimlerinin bir yörüngesi vardır. Yani hepsi kendileri için belirlenmiş olan bir yol üzerinde dolaşırlar. Bilim adamları bu bilimsel gerçeği yakın bir dönemde keşfetmişlerdir. Ancak günümüzden 1400 yıl öncesi gibi, gök cisimlerinin yörüngelerinden haberdar olunmadığı bir dönemde, Kuran'da Allah bu gerçeği bir mucize olarak şöyle bildirmiştir:

Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.

Bu ayette gördüğünüz gibi, Allah ancak günümüzde anlaşılan bilimsel bir gerçeği haber vermektedir. Kuran'ın indirildiği dönemde insanlar gök cisimlerinin sabit yörüngelerde hareket ettiklerinden habersizdirler. Ama Allah herşeyi bilen ve dilediğini de kullarına bildirendir.


Dünya'nın yuvarlak oluşu

Kuran'ın gönderildiği dönemdeki gök bilim anlayışına göre, Dünya'nın tıpkı bir tepsi gibi düz olduğu düşünülüyordu. Dikkat ederseniz, bugün herkesin bildiği bu gerçek bile o zaman bilinmiyordu. Ama Kuran'da kullanılan kelimelerden Dünya'nın yuvarlak olduğu açık şekilde anlaşılıyordu. Bu bilginin bize haber verildiği ayet şöyledir:

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor...

Bu ayetin Türkçesinde "sarıp-örtme" diye tercüme edilen kelimenin Arapçadaki tam anlamı, "bir şeyi yuvarlak bir şeyin üstüne sarmak"tır. Demek ki, gece ve gündüzün üzerine sarıldığı Dünya yuvarlaktır. Oysa biraz önce de söylediğimiz gibi, Kuran'ın indirildiği dönemde Araplar Dünya'nın düz olduğunu zannediyorlardı. Kuran'da ise Dünya'nın yuvarlak olduğuna işaret edilmişti. Çünkü Allah herşeyin en doğrusunu insanlara öğretendir. Allah'ın kitabı Kuran'da o devirde bildirilen bu gerçek yüzyıllar sonra bilim adamları tarafından keşfedildi ve Dünya'nın yuvarlak olduğu anlaşıldı.

Kuran, Allah'ın sözü olduğu için bilimsel tarifler yapılırken olabilecek en doğru kelimeler kullanılmıştır. Herhangi bir insanın bunları bilip kullanması mümkün değildir. Ama Allah herşeyi bildiği için gerçekleri istediği herhangi bir dönemdeki insanlara bildirebilir.



 


Tarih: 11:29, 15/9/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Haydi arkadaşlar okul başlıyor


Tarih: 11:27, 15/9/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Veda Hutbesi

  • "Ey insanlar!

    "Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.

    "Insanlar!

    "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil

    mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden

    korunmustur.

    "Ashabim!

    "Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski

    sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,

    bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis

    olur.

    "Ashabim!

    "Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah

    böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin

    anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

    "Ashabim!"

    "Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen

    kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin

    Rabia'nin kan davasidir.

    "Ey insanlar!

    "Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun

    disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da

    sakininiz.

    "Ey insanlar!

    "Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in

    emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde

    hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic

    kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger

    gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz

    burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki

    haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

    "Ey mü'minler!

    "Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi

    Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

    "Mü'minler!

    "Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar

    kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse

    o baskadir.

    "Ey insanlar!

    "Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet

    etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

    Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in,

    meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet

    ve sehadetlerini kabul eder.

    "Ey insanlar!

    "Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap

    olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin

    da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda

    en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir.

    "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu

    dinleyiniz ve itaat ediniz.

    "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine

    suclanamaz.

    "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:

    • Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.
    • Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.
    • Zina etmeyeceksiniz.
    • Hirsizlik yapmayacaksiniiz..

    "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri

    zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

    "Insanlar!

    "Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

    Saheb-i Kiram birden söyle dediler:

    "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye

    sehadet ederiz!"

    Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:"Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"


    Tarih: 13:35, 10/8/2007
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Sonraki Sayfa ->

    Backgrounds FreeGlitters.Com
    Cursors

    Sami Yusuf - Al-Mu'allim

    Music Code provided by Song2Play.Com

    Scrollbars By FreeGlitters.Com Link Hovers from: FreeGlitters.Com
    Oyunlar